Anadolu'da Neolitik Dönem | Şahin Seçilmiş
Anasayfa » Antik Dönem » Anadolu’da Neolitik Dönem

Anadolu’da Neolitik Dönem

Şahin Seçilmiş 24 Kasım 2019 Antik DönemOkunma süresi: 9 dakika

Türkiye’de 1960 yılından sonra Anadolu’da Neolitik Döneme ait çalışmalar başlamıştır.Bu dönemden önce elle tutulur neredeyse hiç çalışma yapılmamıştır.1960’da Bereketli Hilal adı verilen proje ile (Chicago ve İstanbul Üniversitesinin birlikte yürüttüğü) Çayönü, Biris ve Göbekli Tepe gibi bir çok yer tespit edilmiştir.Daha sonraları yapılan kazı ve araştırmalar sonucunda Hacılar ve Çatalhöyük’de de Neolotik Döneme ait bir çok bulgu bulunmuştur.Özellikle Anadolu’da bu döneme ait bir çok bulgunun bulunmasında Mellaart ve French’in çok büyük katkısı olmuştur.Bu iki araştırmacının yaptığı çalışmalar ülkemizde sanılanın aksine Neolotik döneme ait bir çok yapının olabileceğini de göstermiştir.

Bu Çağı kısaca özetlemek gerekirse;

  • Tarıma yavaş yavaş geçilmiştir.
  • Hayvanlar evcilleştirilmiştir.
  • Çanak çömlek yapımı başlamıştır.
  • Duvarlara resim çizilmiştir.
  • Tekerleğin temelleri atılmıştır.

Neolotik Dönem kendi içerisinde Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ (Aseramik Dönem ) ve Çanak Çömlekli Neolitik Çağ (Erken Dönem) olmak üzere ikiye ayrılır.Bu iki dönemin arasındaki en büyük fark birinde insanlar alet yapımını bilmezken (Çanak Çömleksiz), diğerinde alet yapımını öğrenip uygulamaya başlamışlardır.

Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ 

Bu dönemde insanlar yaşam yerine karar verirken genelde ham maddeye yakın,suya rahatça ulaşabilecekleri ve yüksek yerleri göz önünde bulundurmuşlardır.Çeşitli av hayvanları dışında bu tip alanlar kuş ve balıkların bol bulunabildiği yerlerdir. Çayönü  ve Güzir Höyük gibi mevkiler bu dediğimize en güzel iki örnektir.

Bu çağda insanlar doğa güçlerinden etkilenerek dinsel inançlara yönelmişlerdir. Bunun etkileri, özellikle PPNB evresinden itibaren olağanüstü özellikler taşıyan tapınakların inşasında ve çok sayıda insan ve hayvan figürini yapmalarında görülmektedir. Bazı figürler Nevali Çori ve Göbekli Tepe’de (Şanlıurfa) olduğu gibi anıtsal boyutlara ulaşmıştır.

Çayönü Höyük

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinin 7 kilometre güneydoğusunda yer alan höyüktür. 4,5 metre yükseklikte 160 x 350 metre boyutlarında yayvan, geniş bir tepe üzerindedir. Güneyinden Boğazçay Deresi geçmektedir.1964 yılında Halet Çambel ve Robert J. Braidwood başkanlığında ilk kazı çalışmaları yapılmıştır. 1968 yılında ise Türk akademisyen Mehmet Celal Özdoğan kazı çalışmalarına devam etmiştir.Yapılan kazı çalışmalarına 1992 yılında ara verilmiştir.Bunun en büyük nedeni Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşanan terör faaliyetleri.

Mimarisini incelerken evresel olarak ele alacağız.Çayönü Höyüğü evresel olarak 3 temel başlığa ayrılmakta.Bunlar;

  • Evre I – Çayönü esas evresi, Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ
  1. Yuvarlak Planlı Çukur Yapılar Evresi (Çanak Çömleksiz Neolitik A) MÖ 8.200 – 7.400[2]
  2. Izgara Planlı Yapılar Evresi (Çanak Çömleksiz Neolitik A – B) MÖ 7.400 – 7.100 ?[2]
  3. Kanallı Yapılar Evresi (Çanak Çömleksiz Neolitik B) MÖ 7.100 – 7.000[2]
  4. Taş Döşemeli Yapılar Evresi (Çanak Çömleksiz Neolitik B) MÖ 7.000 – 6.600[2]
  5. Hücre Planlı Yapılar Evresi (Çanak Çömleksiz Neolitik B – C) MÖ 6.600 – 6.300[2]
  6. Geçiş Evresi (Çanak Çömleksiz Neolitik C)
  7.  Geniş Odalı Yapılar Evresi (Çanak Çömleksiz Neolitik C) MÖ 6.200 – 6.000 ?[2]
  • Evre II (Çanak Çömlekli Neolitik Çağ – Kalkolitik Çağ – Erken Tunç Çağı I. Evre)
  • Evre III (Erken Tunç Çağı II. Evre sonları ve III. Evre başları – MÖ 2. binyıl Demir Çağı[3] – Ortaçağ)

Yuvarlak Planlı Çukur Yapılar Evresi

Tepe’nin doğusunda, ana toprak üzerinde yer alan yapı katıdır. Kendi içinde mimari gelişim gösteren 4 alt evreye ayrılmıştır.En alttaki evre yuvarlak ya da oval planlı, sıvanmış dal örgü tekniğiyle yapılmış kulübelerle temsil edilmekte.Yapının duvarları,10-12 cm kalınlığındaki ağaç dallarla sepet yapma tekniğiyle oluşturulmuştur.Daha sonra üzeri çamurla sıva yapılarak iklim koşullarından korunacak bir hale getirilmiştir.Yapılar genelde bir birine yakın yada bitişik olarak yapılır.Bunun en büyük sebebi olarak,gelecek dış saldırılara karşı kendilerini koruma iç güdülerini gösterebiliriz.

Izgara Planlı Yapılar Evresi

Yapılar dikdörtgen planlı ve kuzey-güney doğrultusunda yapılmıştır.Uzun kenarları 11 metre,dar kenarları ise 3 veya 3,5 metredir.Kuzey taraftaki en büyük bölme, aralarında geniş kanallar bırakacak biçimde birbirine paralel dizilmiş taş dizileri ile yükseltilmiş bir tabana sahiptir. Bu taş dizilerinin görünümü bir ızgarayı andırdığı için bu yapı evresine Izgara Planlı Yapılar Evresi (Resim-1 ) tanımlaması verilmiştir.

Izgara Planlı Yapılarda temel duvarlar

( Resim-1 ) Izgara Planlı Yapılarda temel duvarlar

Duvarları yine sepet yapma tekniği kullanarak yapılmış,sağa ve sola düşmesin diye etrafı ince taşlarla desteklenmiştir.

Kanallı Yapılar Evresi

Her ne kadar bir alttaki Izgara Planlı Yapılar Evresi’ndeki gibi yine dikdörtgen planlı yapılar görülmekte ise de, taşıyıcı duvarları, kerpiç kullanımı ve gömüt geleneğindeki değişme gibi nedenlerle ayrı bir kültür olarak değerlendirilmektedir. Bu evrede kanallı taş düzlemlerle yükseltilmiş konutlar yer almaktadır. Bu kanallı taş düzlemler, küçük ocak taşlarının, aralarında 20 cm. genişlikte kanallar bırakacak şekilde düzenli bir biçimde üst üste dizilmesiyle örülen duvarlardan oluşmaktadır.

Bu evrede, diğerlerinden farklı yapıda ve farklı işlevde iki yapı saptanmıştır. Bunlardan biri, daha üst evrede görülen ve “Kafataslı Yapı” olarak adlandırılmış olan yapının hemen altındaki yapıdır. Tabanı insan kemikleriyle kaplıdır.Diğer ise “Saltaşı Yapı” olarak adlandırılan yapıdır.

Taş Döşeli Yapılar Evresi

Yapılar yine dikdörtgen planlıdır.Bu Evre’nin bir önceki evrelerden en büyük farkı ilk defa kerpiç hamuru kullanılmıştır.

Hücre Planlı Yapılar Evresi

Yapı tekniğinde büyük atılımların yapıldığı evredir.İnsanlar artık iki katlı yapı yapabilecek donanıma sahiptir.Alt kat (bodrum olarak diyebiliriz) sekiz küçük hücreye bölünmüştür. Taş subasmanlı olarak yapılan bu yapıların tabanı topraktır. Hücreler hem kiler, hem de gömü yeri olarak kullanılmıştır.Üst katın tabanı ağaçtır ve üst kata çıkmak için ağaçtan yapılmış merdiven kullanılmıştır.Bu tarz yapılara (Üst katlara) hem içerden hemde dışardan giriş vardır.

Bu evrede insanlar kerpiç hamurunu şekillendirerek tuğla gibi kullanmaya başlamışdır.

Geçiş Evresi

Bu döneme ait pek bir bilgi yoktur.Elimizdeki kısıtlı bilgiye dayanarak geniş odalı yapılar yapılmaya başlandığını söyleyebiliriz.

Geniş Odalı Yapılar Evresi

Bu evde de artık tek ve geniş odalı yapılar yapılmaya başlanmıştır.Yapım tekniği bakımından bir önceki evreye oranla pek bir değişiklik yok.Tek büyük fark sayabileceğimiz husus temel çukurları açılmış ve tabanlar artık eskisi gibi düzenli değildir.

Nevali Çori

Nevali Çori mimarisi

Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde bulunan höyüktür.Höyük, Atatürk Baraj Gölü suları altında kalmadan önce Fırat’ın bir kolu olan Kantara Deresi’nin iki yanında yer almaktaydı. Bugün ise dere höyüğü ikiye bölmüş durumdadır.1980 yılında Hans Georg Gebel başkanlığındaki bir ekibin bölgedeki yüzey araştırmaları sırasında bulunmuştur.

Mimari olarak dikdörtgen, kare ve yuvarlak olmak üzere üç farklı yapı planı görülmekte. Beş tabakada da en yaygın yapı planı dikdörtgendir.Nevali Çori buluntuları üzerinde yapılan radyokarbon tarihleme yöntemi neolitik yerleşmenin MÖ 8.400 – 8.100 ya da MÖ 8.530 – 7.540 tarihlerine dayandığını göstermektedir. Kült Yapısı dönem olarak Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem’in B evresi başlarına tarihlendirilmekte.Buradaki insanların genelde avcı-toplayıcı bir toplum olduğu düşünülmektedir.Bu düşünceye iten ise kazılarda bulunan çok sayıda av silahları. Diğer yandan özellikle ele geçen hayvan kemikleri üzerinde yapılan incelemeler, hayvan yetiştiriciliğinin zaman içinde önemi artarken avcılığın öneminin azaldığını göstermektedir.

Çanak Çömlekli Neolitik Çağ

Bu dönemde artık insanlar kile şekil vermeye başlamış.Çanak-çömlek üretimine geçilmesi kültürel yaşamdaki değişimin bir göstergesidir. Bunun sonucunda da ev işlerinde sıvı ve katı yiyecekler ile tahılların saklanıp pişirilmesi kolaylaşmış,mutfak kavramı ortaya çıkmıştır.

ÇatalHöyük

Çatal Höyük nerede

Resim-2

Konya’nın, Çumra ilçesinin 11 kilometre kuzeyinde yer almaktadır.Günümüzden yaklaşık olarak 9000 yıl öncesine ait bir höyüktür.Çatalhöyük’de,hem Neolotik Döneme hemde Kalkolitik döneme ait yerleşimler vardır.Doğu (Neolotik Dönem)-batı (Kalkolitik dönem) yönlerinde yan yana iki höyükten oluşmakta.Çatalhöyük’ün diğer Neolitik yerleşimlerden en büyükü farkı, köy yerleşimden ziyade kentsel bir yerleşim olmasıdır.

Çatalhöyük evleri taş temeller üzerine kerpiçten, tek katlı ve düz damlı olarak inşaa edilmişdir.Evler birbirlerine bitişik olarak yapıldıkları için aralarında sokaklar bulunmamakta. Fakat evler arasında yer yer büyük avlular bulunmaktadır.Evlerde pencere yoktur.Aynı zamanda evlere giriş dam üzerindeki bir açıklıktan sağlanmakta ve bu açıklık aynı zamanda baca görevini görmektedir.

catal höyük desenleri

Resim-3

Bazı yapılar diğerlerine oranla daha büyük yapılmıştır.Buraların tapınak olarak kullanıldığı düşünülmektedir.Tapınak olarak düşünülmesinin bir başka nedeni duvar resmi, kabartma ve heykellerin diğer konut odalarına oranla daha yoğun ve daha farklı bir şekilde yapılmasıdır.

Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/

http://whc.unesco.org/en/list/1405

https://www.olabilirsiniz.com

Bunlarda İlginizi Çekebilir!



# # # # # # #

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Son Makaleler